ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2012 Cumartesi

Ramazan Yazıları #3 Baba evinde iftar

Herkes için bazı yerler vardır ki her zaman lezzetli yerdir.
Baba evim ise benim için böyle biryer ve olmaya da devam edecek.
Baba evimin müstakil olması ve büyük bir balkonunun olması annemin yaptığı lezzetli yemeklerin açık havada yenmesi için büyük bir fırsat oluyor.
Ramazan ayının yaz aylarına geldiği bu yıllarda baba evindeki iftarlarımız hep balkonda oluyor haliyle.
Buyrun size geçen Ramazan, baba evindeki annemin lezzetli yemekleri;

Bunlar sadece başlangıçta masada bulunanlar, iftar açılıp aç karınlarımızı doyururken diğer lezzetli yemekleri fotoğraflamayı atlamışım.

Ramazan Yazıları #2 Ustadan İskender

Ustadan adı ile döner ve çeşitlerini sundukları bir mekan açmıştı kadim dostlarımdan Fatih Özdemir.
Ve Ramazan'ın ikinci haftası iftar için kalabalık bir grubu Pendik Marina'da işletmeciliğini yaptığı Ustadan'a davet etmiş ve biz de bu davete seve seve icabet etmiştik.
O gün bize İskender için kesilen döner ile diğer döner çeşitleri için kesilen dönerin aynı olmaması gerektiğinde bahsetti ve Ustadan'da bunun için iki farklı döner astıklarını belirtti ızgaraya.
İşte o iftarda yediğimiz lezzetli yemek olan İskender.

28 Ağustos 2011 Pazar

Bülent usulü Yoğurtlu Kebap

Ramazan ayının son günlerinden biri olan cumartesi günü mutfağa girdim.
Aslında planım bir rosto denemekti ama bildiğim ve daha önceleri yaptığım bir lezzetli yemekte karar kıldım, Yoğurtlu Kebap.
Fakat bu sefer farklı bir şekilde hazırladım Yoğurtlu Kebabı.
Önce köftesini daha önceleri yaptığım gibi hazır almaktansa kendim hazırladım.
Yarım kilo köftelik kıymanın içine 1 paket köfte harcı, 1 yemek kaşığı salça ve 1 yemek kaşığı tereyağı ekledim ve kıvamı gelinceye kadar yoğurdum.
Daha sonra dinlenmesi için buzdolabına koydum.
2 saat kadar dinlendirdikten sonra aldığım şişlerde elimle şekil vererek köfteleri hazırladım.
Ramazanda tırnak pidesi bulmak zor olduğu için Ramazan pidesini iki porsiyon olacak şekilde kuşbaşı et büyüklüğünde kestim.
Salçalı sosu da bir tarafta hazırladım.
Çökertme kebabında sunulduğu şekliyle papatesleri kibrit çöpü (veya biraz daha kalınca) keserek fritözde kızarttım.
Şişe geçirdiğim köfteleri elektrikli tost makinesinde iki tarafı da eşit şekilde kızarttım.
Kayık tabağa önce pideleri yerleştirdim.
Üzerlerine kızdırılmış tereyağı ve salçalı sosu gezdirdikten sonra bir yana yoğurt diğer yana ise kızarmış patatesleri ekledim.
Pidelerin üstlerine ise köfteleri koydum.
İşte size Bülent usulü Yoğurtlu Kebap;
Son olarak da ellerime sağlık diyorum.

16 Şubat 2010 Salı

Kiralanacak diş aranıyor

Buyrun size bu sefer de bir kısa hikaye, yazmayalı çok olmuştu aslında böyle hikayeler.
Ortaokul ve lise yıllarımda okulumuzun çıkardığı bir edebiyat dergisi vardı "Seher" adında, birkaç hikaye o dergi için, birkaç tane de kendim için yazmıştım.
Hatta ilk gençlik yıllarının hevesiyle bir de roman yazmaya başlamış ancak 30 sayfa kadar yazabilmiştim.
Neyse dönelim asıl konumuza, kıssa'dan hisse için kısa hikaye.

Kiralanacak diş aranıyor
Takvimler aylardan aralık ayını hem de bir ramazan aralığını, yıllardan ise herhangibir yılı gösteriyordu, önemi de yoktu aslında. Zaman ve mekan bağımsız bir ülkede yaşıyordu o.
Sabah uyandı, soğuktu evi, ne yakacak bir odunu vardı eski sobasında ne de cebinde ödeyecek para vardı doğalgaz faturası için.
İbrahim Ethem Hazretlerini hatırladı.
Bıraktığında tüm mal varlığını ve olmak için düştüğünde yollara İbrahim Ethem, karşılaşmış bir derviş ile.
Sormuş dervişe nasıl yaşadığını, derviş;
-Biz bulursak şükrederiz, bulamazsak sabrederiz. demiş
Bu laf üzerinde İbrahim Ethem de demiş ki.
-Bunu Belh'in kelbleri de yapıyor.
Derviş bozulmuş bu lafa ve o sormuş bu sefer de İbrahim Ethem'e nasıl yaşağıdını.
İbrahim Ethem;
-Biz ise bulursak dağıtırız, bulamazsak şükrederiz.
Bugün de şükretme günü dedi kendi kendine. Sahurda bir lokma yemiş ve niyet etmiş, şimdi de üstüne hırkasını geçirip dışarı çıkmaya hazırlanmıştı.
Kilitledi evinin kapısını ve çıktı sokağa.
Okuyordu üniversitede, üçüncü yılıydı ve bitirince mühendis olacaktı.
Cebindeki aylık akbil ile bindi otobüse ve tuttu kampüsün yolunu.
Sıradan bir gündü o gün üniversitede, öğleden sonra 15:00 gibi bitti o günkü dersleri, vardı henüz iftara daha 2 saat kadar.
Tekrar bindi otobüse evine doğru. Eve gidiyordu ama evinde iftarlığı yoktu orucunu açmak için. "Olsun" dedi kendi kendine ne de olsa bugün şükretme günüydü İbrahim Ethem Hazretlerine göre.
Tam evinin bulunduğu sokağa sapacaktıki mahellesinde, bir afiş ilişti gözüne mahellenin en haşmetli evinin kapısında.
"Kiralanacak diş aranıyor"
Şaşırdı afişe elbette, ne demek istiyordu acaba bu afiş diye onun gibi afişe bakan bir gence sordu. Maalesef gençte bilmiyordu hikmetini bu afişin.
İftara da az kalmıştı aslında.
Haşmetli evin kanatlı kapıları açıldı ardına kadar, içinden yaşlıca, ak sakallı biri çıktı ve buyur etti herkesi eve iftara.
O da girdi merakla bu haşmetli eve, zeytin ve hurma ile açtı iftarını, afiyetle yedi iftar sofrasındaki taamları.
Sonrasında mı ne oldu?
İftardan sonra çıkarken evden ak sakallı kişi bir altın para verdi ona ve dedi ki;
"Bu da dişinin kirası evladım, geldin evime, ortak oldun ikramıma, yoruldu ağzın yemek yerken, eh olsun karşılığı emeğinin"
Aynı şekilde o akşam o evde iftar eden herkese birer altın verdi ak sakallı kişi.
Kim bilir belki de o kişi İbrahim Ethem Hazretleriydi.