İnsanların etobur da olmasından mıdır yoksa benim eti ayrıca bir sevmemden midir nedir(sanırım ikincisi, ilkinin günahı yok elbette) ne zaman bir restauranta gitsem ve menüsünde biftek varsa kendimi sipariş etmekten alıkoyamıyorum.
Biftek tabir-i İngilizce Steak her zaman servis tabağının ana lezzeti olsa da her şef bifteği ayrı bir şekilde garnitürler ile süslüyor.
Meydan'daki Numnum'ın şefinin de bifteği süsleme konusunda başarılı olduğunu söylememek elde değil.
Servis edilen bifteğin üzerinde sıcağıyla erimeye başlamış tereyağı, yanında sotelenmiş kabak ve havuç parçaları, ızgarada kızartılmış soğan ve közde pişirilmişten sonra üzerinde peynir eritilmiş patates ile bu tablo gibi lezzetli yemek tamamlanıyor.
Buyrun afiyet olsun,
biftek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biftek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2011 Salı
14 Ağustos 2010 Cumartesi
Ah bu biftek sevdam...
Bir arkadaşım bloğumla alakalı şu yorumu yaptı geçenlerde. Yazdığın bir çok başlık biftek ile alakalı. Ne yapayım tabir-i İngilizce "Steak" olunca söz konusu ben de kendimi alamıyorum ve gittiğim yutdışı seyahatlerinde muhakkak bir "Steak House"a uğruyorum.
Yurtdışı seyahatlerimin biri olan Budapeşte seyahatinde bir akşam Peşte yakasında meşhur olarak adlandırılan Pampas adlı "Steak House"a gittim.
"Medium-well" olarak pişirilmiş bonfile her zaman tercihimdir.
Ama öncelikle Pampas'ta sarımsak çorbası ile başladım akşam yemeğine.
Kremasının kıvamı tam olarak ayarlanmış lezzeti ve tadı damağınızda kalacak bir çorba geldi masaya, afiyetle çorbayı içtikten sonra ise bonfilem geldi masaya.
Açlığımında etkisiyle menüdeki 250 gramlık bonfileyi değil 320 gramlığı seçtim hem gözüm hem de midem doysun diye.
Şef bonfileyi gayet güzel kilitlediği için etin suyu içinde kalmıştı.
Eh böyle bir akşam yemeğini güzel bir tatlı ile tamamlamak bu yemeğin farzı olmuştu haliyle.
Sufle masamdaki son lezzetli tat olarak yerini aldı o akşam. Sufleye ise sade dondurma ve frambuaz reçeli eşlik etmişti.
Yurtdışı seyahatlerimin biri olan Budapeşte seyahatinde bir akşam Peşte yakasında meşhur olarak adlandırılan Pampas adlı "Steak House"a gittim.
"Medium-well" olarak pişirilmiş bonfile her zaman tercihimdir.
Ama öncelikle Pampas'ta sarımsak çorbası ile başladım akşam yemeğine.
Kremasının kıvamı tam olarak ayarlanmış lezzeti ve tadı damağınızda kalacak bir çorba geldi masaya, afiyetle çorbayı içtikten sonra ise bonfilem geldi masaya.
Açlığımında etkisiyle menüdeki 250 gramlık bonfileyi değil 320 gramlığı seçtim hem gözüm hem de midem doysun diye.
Şef bonfileyi gayet güzel kilitlediği için etin suyu içinde kalmıştı.
Eh böyle bir akşam yemeğini güzel bir tatlı ile tamamlamak bu yemeğin farzı olmuştu haliyle.
Sufle masamdaki son lezzetli tat olarak yerini aldı o akşam. Sufleye ise sade dondurma ve frambuaz reçeli eşlik etmişti.
Etiketler:
biftek,
Budapeşte,
Pampas,
sarımsak çorbası,
Steak,
Steak House,
sufle
7 Mart 2010 Pazar
Hannover
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mart ayının başında Cebit fuarını ziyaret etmek üzere Hannover'e gittik.
Elbette bu lezzetliyerler bloğum için yeni sayfalar olarak size ulaşıyor.
Hannover Almanya'nın fuar şehri olarak her yıl büyük fuarlara ev sahipliği yapıyor ve fuar zamanlarında şehrin 500.000 civarında olan nüfusu artıyor.
Cebit Hannover'e ilk olarak 2002 yılında gitmiştim.
Eski patronum Eyüp Bey bize (kendisi o yıl gelmemişti) muhakkak biftek yemek için Block House restaurantına gitmemizi söylemişti.
O gün bu gündür Cebit için Hannover'e her gittiğimde muhakkak Block House'e giderim, tabii ki fuar ve fuar zamanı rezervasyon yapmamaları sebebiyle en az 15-20 dakika beklemeyı göze alarak.
Sanırım 2 yıl önceydi, şehrin merkezi olarak bilinen Kröpcke'de u-bahn'dan inmek yerine bir durak önce inmiştik Aegidientorplatz adlı durakta.
O zaman ikinci Block House'u keşfetmiştim.
Şehir merkezine biraz daha uzak olmasıyla daha az kalabalık olacağını düşünerek maalesef yanıldığımı bu yıl farkettim.
Masa bulmak için bu Block House'ta da sıra bekleniyordu.
Bizi o akşam yemeğe davet eden iş ortağımız bizden önce giderek masa tutmuştu da sıra beklemeden masamıza geçtik.
Fakat saat 22:00 olmasına rağmen hala bekleyenler vardı.
Block House lezzetli steak yani biftek yapıyor. Kızartma tercihinize göre kanlıdan iyi pişmişe kadar fakat her halde pamuk gibi yumuşak ve sulu biftekler damağınızda harika bir tat bırakıyor.
Ayrıca Hannover'deki bir diğer akşam ise yine biftek yapan Maredo adlı benim de ilk kez gittiğim restauranta da gittik. Maredo da Block House'un ilk restaurantı gibi Kröpcke'de bulunuyor.
Hangisi mi daha iyiydi diye sorarsanız, benim favorim hala Block House.
Eh bu kadar anlattıktan sonra neler mi yedik?
Buyrun önce Block House, sonra Maredo.
Block House'da başlangıç olarak Carpaccio tercih ettim.
Sonrasında benim steak houselardaki vazgeçilmezim olan medium-well (orta-iyi) pişirilmiş fillet.
Tatlı olarak da benim tercihim apfel strudel (elmalı turta) oldu ama masaya servis edilen bir diğer lezzetli tatlı olan Tiramisu'yu da sizinle paylaşıyorum.
Maredo'da ise yemeğe deniz mahsülleri çorbası, Maredo'nun menüsündeki adıyla Ocean Soup ile başladım.
Block House'da olduğu gibi medium-well pişirilmiş fillet.
Ve tatlı olarak da yine Block House'ta olduğu gibi apfel strudel yemeğin kapanışı içim tercihim oldu.
Eğer yolunuz herhangibir sebeple Hannover'e düşer de lezzetli bir yer ararsanız, öncelikle Block House'u sonra da Maredo'yu tercih edebilirsiniz.
Elbette bu lezzetliyerler bloğum için yeni sayfalar olarak size ulaşıyor.
Hannover Almanya'nın fuar şehri olarak her yıl büyük fuarlara ev sahipliği yapıyor ve fuar zamanlarında şehrin 500.000 civarında olan nüfusu artıyor.
Cebit Hannover'e ilk olarak 2002 yılında gitmiştim.
Eski patronum Eyüp Bey bize (kendisi o yıl gelmemişti) muhakkak biftek yemek için Block House restaurantına gitmemizi söylemişti.
O gün bu gündür Cebit için Hannover'e her gittiğimde muhakkak Block House'e giderim, tabii ki fuar ve fuar zamanı rezervasyon yapmamaları sebebiyle en az 15-20 dakika beklemeyı göze alarak.
Sanırım 2 yıl önceydi, şehrin merkezi olarak bilinen Kröpcke'de u-bahn'dan inmek yerine bir durak önce inmiştik Aegidientorplatz adlı durakta.
O zaman ikinci Block House'u keşfetmiştim.
Şehir merkezine biraz daha uzak olmasıyla daha az kalabalık olacağını düşünerek maalesef yanıldığımı bu yıl farkettim.
Masa bulmak için bu Block House'ta da sıra bekleniyordu.
Bizi o akşam yemeğe davet eden iş ortağımız bizden önce giderek masa tutmuştu da sıra beklemeden masamıza geçtik.
Fakat saat 22:00 olmasına rağmen hala bekleyenler vardı.
Block House lezzetli steak yani biftek yapıyor. Kızartma tercihinize göre kanlıdan iyi pişmişe kadar fakat her halde pamuk gibi yumuşak ve sulu biftekler damağınızda harika bir tat bırakıyor.
Ayrıca Hannover'deki bir diğer akşam ise yine biftek yapan Maredo adlı benim de ilk kez gittiğim restauranta da gittik. Maredo da Block House'un ilk restaurantı gibi Kröpcke'de bulunuyor.
Hangisi mi daha iyiydi diye sorarsanız, benim favorim hala Block House.
Eh bu kadar anlattıktan sonra neler mi yedik?
Buyrun önce Block House, sonra Maredo.
Block House'da başlangıç olarak Carpaccio tercih ettim.
Sonrasında benim steak houselardaki vazgeçilmezim olan medium-well (orta-iyi) pişirilmiş fillet.
Tatlı olarak da benim tercihim apfel strudel (elmalı turta) oldu ama masaya servis edilen bir diğer lezzetli tatlı olan Tiramisu'yu da sizinle paylaşıyorum.
Maredo'da ise yemeğe deniz mahsülleri çorbası, Maredo'nun menüsündeki adıyla Ocean Soup ile başladım.
Block House'da olduğu gibi medium-well pişirilmiş fillet.
Ve tatlı olarak da yine Block House'ta olduğu gibi apfel strudel yemeğin kapanışı içim tercihim oldu.
Eğer yolunuz herhangibir sebeple Hannover'e düşer de lezzetli bir yer ararsanız, öncelikle Block House'u sonra da Maredo'yu tercih edebilirsiniz.
Etiketler:
biftek,
Block House,
Maredo,
Steak,
Steak House
24 Ocak 2010 Pazar
Evde biftek, hem de arkadaşın evinde
Yaklaşık 1,5 yıl kadar önce şirketimize yeni gelen satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı nam-ı diğer satış ve pazarlama koordinatörü ile tanışma toplantısını Muftak Sanarları Akademisinde (MSA) yapmıştık.
O gün İtalyan mutfağından fesleğenli kum midyesi eşliğinde lingunie, Floransa usulü biftek ve creme di espresso lezzetlerinin nasıl yapıldığını öğrenmiştik ve özellikle biftek benim tekrarlayarak evimde de yaptığım ve afiyetle yediğimiz bir lezzet oldu.
Bu blogu arkadaşlarım arasında paylaşırken kadim dostlarımdan İbrahim Erden bizi evine davet ederek, blogum için yazacağım bir lezzeti de beraber yapmayı teklif etti. Yaptığımız lezzet biftek oldu.
Bu lezzetli bifteki İbrahim ve eşi Zeynep daha önce evimin mutfağında afiyetle yemişlerdi.
Hafta içi yoğun bir şekilde iş ile iştigal eden kişiler olduğumuz için cumartesi akşamını biftek keyfine ayırdık.
İbrahim sağolsun verdiğim listedeki tüm malzemeleri eksiksiz olarak almış, biftekleri bir gün öncesinden zeytinyağı, soğan ve kekikle marine etmişti. Et tercihi antrikot olmuştu İbrahim'in.
Biftek yapmanın püf noktasının kilitleme tabir edilen eti tavada yüksek ateşte her iki tarafını da iyice kızartarak suyunu içinde hapis etme olduğunu öğrenmiştim MSA'da.
Kremalı mantar sosu ete güzel bir lezzet katacağından önce sosu hazırlamak ile başladık. Mantarların kabuklarını soyma işini ise eşlerimize verdik.
Mantarları soyduktan ve iyice yıkadıktan sonra birkaç parçaya bölüp blender kabına 1 kutu (sanırım 200 ml) krema ile birlikte koyup blender ile iyice karıştırın. Daha sonra varsa sos tavasına yoksa derin bir tavaya koyarak ısıtmaya başlayın ve sos koyulaşana kadar ısıtmaya devam edin.
Sos ısınırken istediğiniz kadar tuz ilave edebilirsiniz. Fakat ben tuz ilave etmek yerine yarım kalıp etsuyu koyuyorum.
Biftek'in yanına garnitür olarak ise farklı alternatifler deneyebilirsiniz. Pilav, biftek ile iyi bir ikili oluşturur. Süt ve tereyağı ile hazırlanmış patetes püresi de hiç fena olmaz.
Benim tercihim ise genelde sebze sote oluyor. O akşam İbrahim'lerde de sebze sote yaptık bifteğin yanına. Sebze sotenin nasıl yapıldığını yazmayacağım ve nasıl yapıldığının detaylarını bloğumdaki daha önce yazdığım başlıkta bulabilirsiniz.
Evet şimdi gelelim asıl lezzete. Biftek.
Öncelikle iyi biftek almalısınız. Eğer mahalle kasabınız varsa kasaptan eğer yok ise etlerinin tazeliğine ve lezzetine emin olduğunuz bir marketten kişi başı 200-250 gramlık parça et alarak başlayın.
Ama sakın eti dövdürmeyin, özellikle kasaplar eti dövmeyi ve inceltmeyi çok seviyorlar. Eyüp'te devamlı alışveriş yaptığım kasabı eti dövmeden vermesi için zor ikna etmiştim zamanında.
Marketlerde marine edilmiş olarak da biftek satılıyor ama ben asla tercih etmiyorum.
Bifteği mümkünse en az 1 gün önceden alın. Her parçayı iyice zeytinyağı ile yağladıktan sonra geniş bir kaba yatırın. Üzerine kekik, fesleğen koyun ve severseniz kuru soğanı küçük parçalar halinde keserek et ile iyice yoğurunki soğanın lezzeti ete de geçsin.
Teflon tavayı iyice kızdırın ve az bir miktar zeytinyağını tavada kızdırın.
Tava iyice kızdıktan sonra biftek parçalarını tavada kızartın, burada önemli olan her iki tarafıda eşit miktarda ve iyice kızartmaktır. Bu işleme yukarıda da bahsettiğim gibi kilitleme deniyor. Kilitleme esnasında bifteğe dilediğiniz kadar tuz mümkünse deniz tuzu ekin.
Biftekleri kilitledikten sonra tavada kızartmaya devam edebilirsiniz isterseniz de fırında pişirebilirsiniz. Fırında pişirecekseniz orta ateşte (170-180 derece) 15 dakika kadar pişirin.
Eğer tavada kızartacaksınız eti ne kadar yumuşak veya sert istediğinizi belirlemek için kolay bir yol var.
Baş parmağınız ile işaret parmağınızı birbirine değdirin, bu esnasa baş parmağınızın elinizle birleştiği kısma dokunun. Bu kısmın sertliğine göre pişirme derecenizi belirleyebilirsiniz.
Az pişmiş -> Baş parmak ile işaret parmağı
Orta pişmiş -> Baş parmak ile orta parmak
Orta-çok pişmiş -> Baş parmak ile yüzük parmağı
Çok pişmiş -> Baş parmak ile küçük parmak
Şimdi gelelim o akşamki lezzetin fotoğrafına, buyrun afiyet olsun.
O akşam Zeynep'in elinden çıkma başka lezzetlerde vardı tabii ki masada.
Neler mi?
Zeytinyağlı Enginar (Bakla ile)
Közlenmiş Patlıcan Salatası
Bol yeşillikli mevsim salata (taze mısır ile)
Öncelikle iyi biftek almalısınız. Eğer mahalle kasabınız varsa kasaptan eğer yok ise etlerinin tazeliğine ve lezzetine emin olduğunuz bir marketten kişi başı 200-250 gramlık parça et alarak başlayın.
Ama sakın eti dövdürmeyin, özellikle kasaplar eti dövmeyi ve inceltmeyi çok seviyorlar. Eyüp'te devamlı alışveriş yaptığım kasabı eti dövmeden vermesi için zor ikna etmiştim zamanında.
Marketlerde marine edilmiş olarak da biftek satılıyor ama ben asla tercih etmiyorum.
Bifteği mümkünse en az 1 gün önceden alın. Her parçayı iyice zeytinyağı ile yağladıktan sonra geniş bir kaba yatırın. Üzerine kekik, fesleğen koyun ve severseniz kuru soğanı küçük parçalar halinde keserek et ile iyice yoğurunki soğanın lezzeti ete de geçsin.
Teflon tavayı iyice kızdırın ve az bir miktar zeytinyağını tavada kızdırın.
Tava iyice kızdıktan sonra biftek parçalarını tavada kızartın, burada önemli olan her iki tarafıda eşit miktarda ve iyice kızartmaktır. Bu işleme yukarıda da bahsettiğim gibi kilitleme deniyor. Kilitleme esnasında bifteğe dilediğiniz kadar tuz mümkünse deniz tuzu ekin.
Biftekleri kilitledikten sonra tavada kızartmaya devam edebilirsiniz isterseniz de fırında pişirebilirsiniz. Fırında pişirecekseniz orta ateşte (170-180 derece) 15 dakika kadar pişirin.
Eğer tavada kızartacaksınız eti ne kadar yumuşak veya sert istediğinizi belirlemek için kolay bir yol var.
Baş parmağınız ile işaret parmağınızı birbirine değdirin, bu esnasa baş parmağınızın elinizle birleştiği kısma dokunun. Bu kısmın sertliğine göre pişirme derecenizi belirleyebilirsiniz.
Az pişmiş -> Baş parmak ile işaret parmağı
Orta pişmiş -> Baş parmak ile orta parmak
Orta-çok pişmiş -> Baş parmak ile yüzük parmağı
Çok pişmiş -> Baş parmak ile küçük parmak
Şimdi gelelim o akşamki lezzetin fotoğrafına, buyrun afiyet olsun.
O akşam Zeynep'in elinden çıkma başka lezzetlerde vardı tabii ki masada.
Neler mi?
Zeytinyağlı Enginar (Bakla ile)
Közlenmiş Patlıcan Salatası
Bol yeşillikli mevsim salata (taze mısır ile)
Etiketler:
biftek,
biftek pişirme,
kremalı mantar sosu,
patates püresi,
sebze sote
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












