10 Ocak 2012 Salı

Bake&Sell Day - Volume 1

Dell'leneli neredeyse tam 7 ay oldu.
Bugün ofisimizde hem iş arkadaşları arasında muhabbet artsın hem de karınca kararınca bir yardım toplayalım ve bu yardımı ihtiyacı olanlara ulaştıralım karırımızın ilk etkinliğini gerçekleştirdik.
Bake&Sell Day, tabiri Türkçe ile kendin pişir, iş arkadaşlarına sat, geliri ile yardım yap günü - İngilizcesi kısa ama içerdiği anlam bir o kadar da anlamlı.
İlk grupta yer aldım hazırlıklar için ve grup üyeleri olarak 2'şer, 3'er çeşit lezzetler hazırladık.
Benim payıma düşen lezzetler benim değil eşimin marifetli ellerinden çıktı. (Listenin başındaki ilk iki lezzet)

Neler mi vardı bugünün menüsünde, buyrun liste aşağıda;
Zeytinyağlı yaprak sarma,
Elmalı pay,
Kuskus salata,
Cookie,
Mercimek köfte,
Mozaik çikolata pasta,
Ispanaklı börek,
Kabak tatlısı,
Cevizli kek,
Su böreği,
Nar ekşili, bol dere otlu kısır,
Kanepeler,
Kiche (ıspanaklı, mantarlı)
Patates topları,
Kap kek,
Sakızlı muhallebi,
Valla listesini tutabildiğim bu kadar ama atladığım birkaç lezzetli yemek daha vardı.
Servis masasından bir kareyi de paylaşayım.


Bu ilk haftaydı, takip eden 3 hafta daha pazartesi günleri Bake&Sell Day etkinliğimiz devam edecek.

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kuzenden Ispanaklı Kek

Temel Reis ıspanağı sever hepimiz biliyoruz ama acaba Ispanaklı Keki'de sever miydi?
Dayımın kızı kuzen Ece uzun zamandır bize Ispanaklı Keki'ni söylüyordu, biz de bir gün yaparsın da birlikte yeriz dedik.
Geçenlerde bir cumartesi günü kalabalık bir şekilde anneannemde toplandık kuzen Ece'nin Ispanaklı Keki'ninin tadına bakmak için.
Ama maalesef son dilimin fotoğrafını sizinle paylaşıyorum çünkü gerçekten gayet lezzetliydi ve hemen yemeye koyulduk.
Son dilimi kimse kapmadan ocağın üstünde fotoğrafladım Ece'nin Ispanaklı Keki'ni.
Buyrun iyi seyirler.

28 Ağustos 2011 Pazar

Bülent usulü Yoğurtlu Kebap

Ramazan ayının son günlerinden biri olan cumartesi günü mutfağa girdim.
Aslında planım bir rosto denemekti ama bildiğim ve daha önceleri yaptığım bir lezzetli yemekte karar kıldım, Yoğurtlu Kebap.
Fakat bu sefer farklı bir şekilde hazırladım Yoğurtlu Kebabı.
Önce köftesini daha önceleri yaptığım gibi hazır almaktansa kendim hazırladım.
Yarım kilo köftelik kıymanın içine 1 paket köfte harcı, 1 yemek kaşığı salça ve 1 yemek kaşığı tereyağı ekledim ve kıvamı gelinceye kadar yoğurdum.
Daha sonra dinlenmesi için buzdolabına koydum.
2 saat kadar dinlendirdikten sonra aldığım şişlerde elimle şekil vererek köfteleri hazırladım.
Ramazanda tırnak pidesi bulmak zor olduğu için Ramazan pidesini iki porsiyon olacak şekilde kuşbaşı et büyüklüğünde kestim.
Salçalı sosu da bir tarafta hazırladım.
Çökertme kebabında sunulduğu şekliyle papatesleri kibrit çöpü (veya biraz daha kalınca) keserek fritözde kızarttım.
Şişe geçirdiğim köfteleri elektrikli tost makinesinde iki tarafı da eşit şekilde kızarttım.
Kayık tabağa önce pideleri yerleştirdim.
Üzerlerine kızdırılmış tereyağı ve salçalı sosu gezdirdikten sonra bir yana yoğurt diğer yana ise kızarmış patatesleri ekledim.
Pidelerin üstlerine ise köfteleri koydum.
İşte size Bülent usulü Yoğurtlu Kebap;
Son olarak da ellerime sağlık diyorum.

19 Temmuz 2011 Salı

Kadıköy'de Yanyalı Fehmi Lokantası ve Baylan

Aslında yazılmayı bekleyen bir çok lezzetli yer ve lezzetli yemek var ama ben bugün kıymetli dostum Ferhat Eren ile gittiğim Yanyalı Fehmi Lokantası'nı  ve Baylan'ı yazıyorum.
İş çıkışı ne zamandır gitmediğim Kadıköy'de Ferhat ile gezerken yemek için aklıma Yanyalı Fehmi Lokantası geldi.
1919 ylından beri hizmet veren lokantanın menüsü fevkalade zengin.
Yedi çeşit çorbadan paça çorbasını seçtik öncelikle;

Çorbadan sonra ana yemek olarak ilk tercihimiz Elbasan Tava oldu ama kalmamıştı.
İkinci tercihimizi ise Beğendili Kebap'tan yana kullandık ve doğru tercih yaptığımıza karar verdik.
Bu lezzetli yemekleri yedikten sonra tatlı için Ferhat'ın önerisi olan Baylan'a gittik.
Baylan'ın klasiği olan (Ferhat'ın da tavsiyesi ile) Cup Griye söyledik.
Krem şanti, karamel, dondurma ve krokan parçalarının eşsiz bir şekilde sunumu oluyor Cup Griye.
Eh bu lezzetli yerler ve lezzetli yemekler ile birlikte hoç bir sohbette gecenin kârı oldu.

22 Şubat 2011 Salı

Ankara'da balık - Fevzi Hoca

Hani sormuşlar ya Yahya Kemal'e;
-Ankara'nın en çok neyini seviyorsunuz? diye.
Yahya Kemal de;
-İstanbul'a dönüşünü. demiş.
Ben Yahya Kemal ile aynı fikirde değilim bir İstanbul'lu olarak.
İşim sebebiyle Ankara'ya gittiğim oluyor ve bu her gidiş bana Ankara'da yeni yeni lezzetli yerler tanıma, lezzetli yemekler tatma ve bunları sizinle paylaşma fırsatı sunuyor.
Ocak ayında (kayıtlara tam olarak geçmesi için not : Ocak 2011) Ankara'daydım. Toplantıların arasındaki bir toplantıyı hem yemek hem de iş konuşmak için belirlediğimizde yemek yeri konusunu Ünal abi'ye havale ettik.
Biz İstanbul'luların (aslında İstanbul'lu demek doğru olmadı, İstanbul'da yaşayanların) mevsimi geldiğinde sofralarımızdan eksik etmediği balığı tavsiye etti Ünal abi.
Orman bakanlığının içinde bulunan Fevzi Hoca, bilinen balık restaurantlarından biri.
Öğle saatlerinde kalabalık olduğunu söyleyebilirim.
Lezzetli yer kısmı için bu kadar bilgiden sonra asıl olan lezzetli yemekleri sizinle paylaşayım.
Başlangıç olarak masamıza kuymak (mıhlama'nın yakın akrabası olur kendisi) ve salata,
Sonra balıklı omlet ve mısır ekmeği,
Devamında balık olarak benim o günkü tercihim olan hamsi tava,
ve tatlı bir kapanış olarak da laz böreği ve baklava geldi.
Yolunuz Ankara'ya düşer de balık yemek isterseniz, bu lezzetli yeri muhakkak ziyaret edin.

Biftek, biftek bu sefer Numnum'da biftek

İnsanların etobur da olmasından mıdır yoksa benim eti ayrıca bir sevmemden midir nedir(sanırım ikincisi, ilkinin günahı yok elbette) ne zaman bir restauranta gitsem ve menüsünde biftek varsa kendimi sipariş etmekten alıkoyamıyorum.
Biftek tabir-i İngilizce Steak her zaman servis tabağının ana lezzeti olsa da her şef bifteği ayrı bir şekilde garnitürler ile süslüyor.
Meydan'daki Numnum'ın şefinin de bifteği süsleme konusunda başarılı olduğunu söylememek elde değil.
Servis edilen bifteğin üzerinde sıcağıyla erimeye başlamış tereyağı, yanında sotelenmiş kabak ve havuç parçaları, ızgarada kızartılmış soğan ve közde pişirilmişten sonra üzerinde peynir eritilmiş patates ile bu tablo gibi lezzetli yemek tamamlanıyor.
Buyrun afiyet olsun,

21 Şubat 2011 Pazartesi

Yaşar Pastanesi - hem de bu kış gününde

Yol hikayesi gibi oldu bu seri lezzetli yerler yazıları ama bu sefer Gaziantep'ten Adana'ya giderken havanında sıcak olmasının etkisiyle direksiyonumuz Kahramanmaraş'a kırmamızdan ve Yaşar Pastanesi'ndeki molamızdan kısaca bahsedeceğim.
Yaşar Pastanesi nam-ı diğer MADO'da yarım saatlik bir mola verdik.
Şimdi bu kış günlerinde dondurmadan bahsetmek sizi havanın soğukluğuna bakmadan dondurma yeme isteği uyandırabilir ama olsun.
Sütün saleple hemhal olup dövme ustalığı ile soğutularak sakız gibi esnek bir dondurma haline geliyor Yaşar Pastanesi'nin dondurması.
Kaşıkla değil bıçakla kesilerek yenmesi de bu dondurmanın alamet-i farikası elbette.
Buyrun size meşhur üzerini Antep Fıstığı'nın süslediği Maraş Dondurması;